Şems-i Tebrizî kimdir?
Şems-i Tebrizî, asıl adıyla Muhammed b. Ali b. Melikdâd, 13. yüzyılda yaşamış büyük bir mutasavvıftır. Yaklaşık 1186 yılında Tebriz’de doğduğu kabul edilir. “Şems” kelimesi Arapçada güneş demektir; Şems-i Tebrizî ise “Tebrizli Şems / Tebriz’in güneşi” anlamına gelir. (TDV İslâm Ansiklopedisi)
Onu meşhur yapan asıl şey, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî ile karşılaşmasıdır. Mevlânâ, Şems’le tanışmadan önce büyük bir âlim, müderris ve vaizdi. Şems’le karşılaştıktan sonra onda bambaşka bir mânevî hâl açıldı; aşk, vecd, semâ, şiir ve derin iç tefekkür daha belirgin hâle geldi.
Mevlânâ için önemi nedir?
Şems, Mevlânâ’ya sadece bilgi aktaran klasik bir hoca gibi değildir. Daha çok, Mevlânâ’nın içinde zaten var olan mânevî ateşi ortaya çıkaran bir mürşid, ayna ve sarsıcı dost gibidir.
Şöyle düşünebiliriz:
Mevlânâ ilmin deniziydi; Şems o denize rüzgâr gibi dokundu.
Şems’in gelişiyle Mevlânâ’da kuru bilgi, canlı aşka dönüştü. Tasavvufî dilde bu, ilimden hâle geçiş diye anlatılabilir.
Nasıl bir kişilikti?
Şems-i Tebrizî hakkında kaynaklarda şu vasıflar öne çıkar:
| Özellik | Anlamı |
|---|
| Sarsıcı | İnsanların alışılmış dindarlığını ve gururunu kırardı. |
| Derin | Sözü zahirî değil, bâtınî hakikate yöneltirdi. |
| Seyyah | Birçok beldeyi dolaştığı için “Şems-i Perende” yani “uçan Şems” diye anılmıştır. |
| Aşk merkezli | Tasavvufu kuru bilgi değil, Allah’a yönelen yakıcı aşk olarak yaşardı. |
| Melâmî tavırlı | Kendini göstermekten, makam ve şöhretten hoşlanmazdı. |
Şems neyi temsil eder?
Şems-i Tebrizî, tasavvufta çoğu zaman “hakikatin insanı rahatsız eden tarafını” temsil eder.
Çünkü hakikat her zaman insanı rahatlatmaz; bazen insanın nefsini, itibarını, bildiğini sandığı şeyleri sarsar. Şems’in Mevlânâ üzerindeki etkisi de böyledir. Mevlânâ’yı sadece kitapların âlimi olmaktan çıkarıp aşkın, irfanın ve iç yanışın dili hâline getirmiştir.
Vefatı ve kayboluşu
Şems’in ölümü veya kayboluşu hakkında kesin ve herkesçe kabul edilen bir bilgi yoktur. Rivayetler farklıdır. Bazı anlatımlarda Konya’da öldürüldüğü, bazı anlatımlarda Konya’dan ayrılıp başka yerlere gittiği söylenir. Konya’daki Şems-i Tebrizî Türbesi ve Zâviyesi, Mevlevî gelenekte önemli bir ziyaret yeri kabul edilmiştir. TDV’ye göre bu zâviye, Konya Mevlânâ Dergâhı’na bağlı önemli Mevlevî zâviyelerinden biri olmuş ve “Makām-ı Şems” diye anılmıştır. (TDV İslâm Ansiklopedisi)
Kısaca
Şems-i Tebrizî, Mevlânâ’nın hayatında bir dönüm noktası olan büyük bir sûfîdir. Onun vazifesi sanki şuydu:
İnsanı bilgiyle yetinmekten çıkarıp, hakikati kalpte yanarak yaşamaya çağırmak.
Bu yüzden Şems’i sadece “Mevlânâ’nın hocası” diye anlatmak eksik kalır. O, Mevlânâ’nın içindeki ruh ummanını dalgalandıran güneş gibidir.