Erhan Afyoncu’nun Yorumu
Küçük Krallık, Büyük İddia: Yahudi Krallıkları ve Osmanlı Mutasarrıflığı Karşılaştırması
Erhan Afyoncu’nun Yorumu
Prof. Dr. Erhan Afyoncu’ya göre:
- Yahudilerin kurduğu krallık oldukça küçüktü, Arz-ı Mevud’a dahi ulaşamamışlardı.
- Çok büyük bir krallık ya da imparatorluk gibi gösterdiler. Halbuki Yahudilerin kurduğu en büyük krallık, Osmanlı’daki sıradan bir mutasarrıflıktan küçük veya en iyi ihtimalle onun kadardı.
Antik Yahudi Krallıkları (M.Ö. 10.–6. yy)
- En geniş döneminde İsrail Krallığı’nın yüzölçümü yaklaşık 34.000 km² civarındaydı.
- Yehuda Krallığı ise bunun çok daha küçük bir parçasını oluşturuyordu.
- Bu büyüklük, bir imparatorluktan ziyade bölgesel bir krallık ölçeğine karşılık gelir.
Osmanlı Mutasarrıflıkları ile Karşılaştırma
- Osmanlı’daki Kudüs Mutasarrıflığı (1872–1917) yaklaşık 12.500 km² idi.
- Ancak Trablusşam, Halep, Beyrut gibi birçok mutasarrıflık 30–40 bin km²’yi bulabiliyordu.
- Yani Osmanlı taşrasındaki bazı mutasarrıflıklar, Antik İsrail Krallığı’ndan daha büyüktü.
- Bu durumda Afyoncu’nun kastının, “Osmanlı’daki herhangi bir mutasarrıflık bile Yahudi Krallığı’ndan büyüktü” şeklinde olduğu düşünülebilir.
Yorumu Güçlendiren Perspektif
- Tarihî Gerçeklik: Yahudi krallıkları hiçbir zaman bölgesel sınırlarını aşarak dev bir imparatorluk kuramadılar.
- Anlatı ile Gerçek Arasındaki Fark: Dini ve tarihî literatürde “muazzam bir imparatorluk” gibi sunulsa da, gerçekte bu krallıklar Osmanlı taşrasındaki idari birimlerle kıyaslanabilecek ölçekteydi.
- Sembolik Boyut: Küçük coğrafyaya rağmen “Arz-ı Mevud” ideali sayesinde Yahudi tarihinde manevi ve kültürel etkileri, siyasi güçlerinden çok daha geniş bir anlam kazandı.
Sonuç
Yahudi krallıkları tarih sahnesinde sınırlı bir coğrafyaya sahip yerel krallıklar idi. Erhan Afyoncu’nun ifadesi, bu krallıkların abartılı şekilde imparatorluk gibi gösterilmesine karşılık, Osmanlı taşrasındaki bir mutasarrıflığın bile daha büyük veya denk olduğuna işaret etmektedir. Dolayısıyla Afyoncu’nun yorumu, tarihî gerçekleri rakamsal büyüklük üzerinden değil, ölçek ve algı üzerinden vurgulayan bir benzetmedir.