“Sert enseli kavim” ifadesi Kur’ân’da birkaç yerde geçen “قَوْمٌ أُولُوا الْقَسِيَّةِ فِي الرِّقَابِ / غِلْظَةِ الرِّقَابِ” mânâsında, Arapça’nın eski bir deyimidir.
Günlük Türkçeye şöyle aktarılır:
“Inatçı, dik kafalı, söyleneni kolayca kabul etmeyen, boyun eğmeyen kavim.”
Ama gel, bunu biraz daha derli toplu anlatalım:
1. Kelimenin köken anlamı
Arapçada “ense” (riqâb) boynu temsil eder. Boynun sert olması, eğrilmemesi mecazen emre boyun eğmeyen, uyarıya kapalı, kibirli bir tavrı anlatır.
Yani “sert enseli” = “boynu eğilmeyen (inatçı) kimse.”
2. Kur’ân bağlamındaki anlamı
Bu ifade özellikle hakikat karşısında kalbi yumuşamayan,
– nebiye,
– vahye,
– ilahi öğüde
karşı direnen topluluklar için kullanılır.
3. Tasavvufî okuyuş
Tasavvuf ehli bu deyimi nefsin katılığı diye yorumlar.
İbn Arabî’ye göre “sert ense”;
– nefis terbiyesine kapalı olmayı
– kendi görüşünde ısrar edip Hakk’ın işaretini görmemeyi
– “kalku’l-inqiyād” (boyun eğme kabiliyetinin kaybı) hâlini
temsil eder.
Yani mesele biyolojik bir sertlik değil; ruhun esneklik kabiliyetinin kaybolmasıdır.
4. Psikolojik karşılığı
Bugünkü dille:
– savunmaya aşırı kapanma
– sürekli haklı çıkma ihtiyacı
– değişime, öğrenmeye direnç
– öfkeyi yumuşatamama
Bu yapı Kur’ân’ın dilinde “sert enselilik” olarak ifade edilir.