Vahyin Birliği ve Peygamberler Arasında Ayrım Yapmamak: İbrahimî Teslimiyetin İman Deklarasyonu (Bakara 2:135–136)


Bakara Sûresi 135–136

Ayet 135 (Meal)

“Yahudiler dediler ki: ‘Yahudi olun ki hidayete eresiniz.’ Hristiyanlar da: ‘Hayır, Hristiyan olun ki doğru yolu bulasınız’ dediler. Sen (onlara) de ki: ‘Hayır! Biz, hanîf olan İbrahim’in dinine uyarız; o asla müşriklerden değildi.’” (2:135)

Ayet 136 (Meal)

“Deyin ki: Biz Allah’a iman ettik; bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilene, Musa’ya, İsa’ya verilenlere ve bütün peygamberlere Rableri tarafından verilene iman ettik. Onların hiçbirini diğerinden ayırmayız; biz yalnız O’na teslim olanlarız.” (2:136)


Ayet 135’in Zahirî Tefsiri

  • Yahudiler ve Hristiyanlar arasındaki polemik: Her biri kendi kimliğini hidayetin tek yolu olarak gösteriyordu.
  • Kur’an’ın cevabı: Hidayet kimlik ya da mezhep aidiyetiyle değil, Hz. İbrahim’in “hanîf” (saf tevhid ve şirkten uzak) yolu ile mümkündür.
  • Hanîf: Allah’a yönelen, putlardan ve şirkin her türünden yüz çeviren.
  • Müşriklerden olmamak: İbrahim’in tavrını belirleyen en önemli ilke budur.

Ayet 135’in Bâtınî (Tasavvufî) Yorumu

  • Kimliklerin ötesinde öz: Yahudilik–Hristiyanlık gibi aidiyetlerin perdelediği öz aslında “tevhid”dir. Tasavvufta bu, sûret ile mânânın farkı olarak açıklanır.
  • Hanîfiyet: Salikin kalbinin sürekli Allah’a dönük olmasıdır. İbrahim’in hanîfliği, gönlü putlaştıran bütün meyillerden yüz çevirmeyi temsil eder.
  • Şirksizlik: Tasavvufta “benlik” de bir tür gizli put sayılır; bu ayet, nefsi putlaştırmaktan arınmayı da ima eder.

Ayet 136 ile Bütünlük

  • 135’te yön: “Biz İbrahim’in yolundayız”
  • 136’da içerik: “Biz Allah’a ve bütün peygamberlere iman ederiz, ayrım yapmayız.”
  • Yani 135, aidiyet tartışmasına cevap; 136, bu cevabın nasıl bir iman deklarasyonuna dönüştüğünü öğretir.

Büyük Müfessirlerden Görüşler

  • Taberî: 135. ayet, Yahudi ve Hristiyanların iddialarını reddedip “Hanîf İbrahim dini”ni esas gösterir. 136. ayet, bu dinin özünü (tevhid ve bütün peygamberlere iman) somutlar.
  • Fahruddîn Râzî: “Hanîfiyet”i kalbin yalnız Allah’a meyli olarak açıklayıp, 136’daki “lâ nufarriq” (ayrım yapmayız) ifadesiyle birlikte iman evrenselliğini vurgular.
  • İbn Kesîr: 135’in İbrahim vurgusunu, 136’nın peygamberler zinciriyle tamamlandığını belirtir. Müslüman, birini kabul edip diğerini reddedemez.
  • Kurtubî: Hanîfliğin şirkten arınmak olduğunu, 136’nın ise imanın sahih olabilmesi için tüm nebîlere iman gerektiğini açıkladığını söyler.
  • İbn Arabî (bâtınî okumada): “Hanîf İbrahim dini”ni “fıtrat dini” olarak görür. 136’daki “lâ nufarriq”ı ise hakikatte bütün tecellilerin aynı kaynaktan geldiğini idrak etmek olarak yorumlar.

Sonuç (135–136’dan Çıkan Ortak İlke)

  1. Hidayet, etiket veya aidiyetle değil, İbrahim’in hanîf tevhidiyle mümkündür.
  2. İman, bütün peygamberlere ve vahyin bütününe yönelmekle kemale erer.
  3. Zahirde bu, iman esaslarının doğruluğu; batında ise kalbin şirksiz Allah’a teslimiyetidir.
  4. Müslüman kimliği, yalnızca “teslimiyet” ile anlam kazanır; tefrikadan değil, tevhidden beslenir.

İ

Share this content:

Bir yanıt verin