Bakara 12 -Meal Ve Tefsiri

Diyanet Meali

Bakara Sûresi (12)
اَلَٓا اِنَّهُمْ هُمُ الْمُفْسِدُونَ وَلٰكِنْ لَا يَشْعُرُونَ ﴿١٢﴾
Meal
İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir. (12)

https://kuran.diyanet.gov.tr/mushaf/kuran-meal-1/bakara-suresi-2/ayet-12/diyanet-isleri-baskanligi-meali-1

İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir. ﴾12﴿
Tefsir
Biline ki, gerçekten bozanlar onların ta kendileridir, ama farkında olmuyorlar.

Açık Kuran 12

1 ela İyi bilin ki
2 innehum muhakkak
3 humu onlar
4 l-mufsidune bozgunculardır فسد
5 velakin fakat
6 la değildir
7 yeş’urune anlayanlardan
Biline ki, kesinlikle onlar ifsat edenlerdir (olayı olması gerekenden saptıranlar); ne var ki bunun şuurunda değillerdir.
اَلَٓا اِنَّهُمْ هُمُ الْمُفْسِدُونَ وَلٰكِنْ لَا يَشْعُرُونَ
E la innehum humul mufsidune ve lakin la yeş’urun.
Elmalılı Hamdi Yazır Kur’an-ı Kerim ve Yüce Meali
Hem bunlara yer yüzünü fesada vermeyin denildiği zaman biz ancak ıslahcılarız derler

https://acikkuran.com/2/12
https://mealler.org/SureveAyetler.aspx?sureid=002&ayet=012
https://www.kuranmeali.net/bakara-suresi-12.ayet.htmhttps://www.kuranmeali.com/Elfaz.php?
https://quran.com/tr/2?startingVerse=12

Elmalı Hamdi Tefsiri

12- Ey iman ehli! Sakın aldanmayınız, uyanık durunuz, bunlar fesatçılar güruhunun kendisidirler, fesatçılar güruhu dedikleri ancak bu kısım kimselerdir. Bu muhakkak, fakat bunlar böyle olduklarını hissetmezler, buna da bilinçleri olmaz. Bunların bugün şuurları olmadığı gibi yarın da yoktur. Dedik ya kalp hastalığı, şüphe hastalığı onlara herşeyi ters gösterir

Tevilat Tefsiri

“Müminlerle karşılaştıkları vakit.” Bu ifade ile onların, iki ayrı istidada
sahip olmalarını gerektiren münafıklıkları hikâye ediliyor. İçlerinde
nifaktan dolayı oluşan iki istidattan biri, fıtri ve nuranidir, ama zayıf ve
mağluptur, sönmeye yüz tutmuştur ve bununla kendilerini müminlere
nispet ederler. Diğeri ise çalışılarak elde edilen karanlık istidattır ve bu,
güçlüdür, galiptir, baskın gelendir. Bu özellikleriyle kâfirlerle kaynaşırlar.
Eğer onların içinde az da olsa nur olmasaydı, müminlerle iç içe
olamazlardı, onlarla arkadaşlık etmeye katlanamazlardı, başka kâfirler
gibi büsbütün ayrılırlardı. Çünkü nur ve karanlık her açıdan birbiriyle
çelişirler ve birbirini iterler.
“Şeytan” kelimesi, uzaklık anlamına gelen “eş-Şetun” kelimesinin
“fey’al” kalıbına uyarlanmış şeklidir. Onların şeytanlarından maksat,
(Hak’tan) uzaklıkta derinleşmiş, kovulmuşlardır, nifakta ileri gidenlerin
liderleridir. Müminlerle alay etmeleri, içlerindeki nur cihetinin zayıflığının,
buna karşılık karanlık cihetin güçlülüğünün delilidir. Çünkü bir şeyi
küçümseyen, alay eden kimse, onu kendi içinde hafif, ağırlığı az ve
değeri düşük görür. Beraberlerindeki nur hafif olduğu için nuranileri
küçümserler, hafifserler. Ancak nur ile nurun değeri bilinebilir. İçlerinde
karanlık ağır bastığı içindir ki kâfirlere meyleder, onlarla kaynaşırlar.

Share this content:

Bir yanıt verin